|
Nasıl Aranır? |
İçindekiler |
Sonraki sayfa |
Önceki sayfa |
Sonraki İsabet |
Önceki İsabet |
Ara |
Ana Sayfa |
11. Cild
Kâdı Muhammed Zâhid - Kılıçotu
KÂDI MUHAMMED ZÂHİD;
on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Semerkand’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İnsanları Hakk’a dâvet eden ve Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velîlerin on dokuzuncusudur. Silsile-i aliyye büyüklerinden Ya’kûb-i Çerhî’nin kızının oğludur. Semerkandlı olup, doğum târihi bilinmemektedir. 1529 (H. 936) senesinde Semerkand’a bağlı Hisâr’ın Vahş köyünde vefât etti. Kabri oradadır.
İlk tahsilini Semerkand’da yapıp, o beldenin âlimlerinden ilim öğrendi. Daha fazla ilim öğrenmek için Semerkand’dan Hirât’a giderken büyük evliyâ Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleriyle karşılaşıp, talebesi oldu. On iki sene müddetle sohbetinde ve hizmetinde bulundu. Tasavvuf yolunda ondan feyz alarak olgunlaştı. Asrındaki âlimlerin ve evliyânın en büyüklerinden oldu. Hocasının vefâtından sonra, onun talebelerini yetiştirdi. İnsanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını uzun uzun anlattı. Kendinden sonra kız kardeşinin oğlu Derviş Muhammed yetiştirdiği velîler arasında en büyüğüdür.
Buyurdu ki:
“İnsanın yaratılmasından maksad, kulluk yapmasıdır. Kulluğun aslı ve özü ise her halükârda Allahü teâlâyı unutmamak, gâfil olmamak, tazarrû (yalvarma) ve huşû (korku) içinde bulunmaktır.”
“Gençlik zamânı fırsat ve ganîmettir. Bu kıymetli zamânı ve nefesleri saâdet vesîlesi yapmayana yazıklar olsun. Saâdet arayan kimse, Resûlullah’ın ahlâkı ile ahlâklanmalıdır. Hilm (yumuşaklık), kerem (cömertlik), tevâzu (alçak gönüllülük), îsâr (başkasını kendisine tercih etmek) ve diğer güzel ahlâk ile ahlâklanmalıdır. Özellikle, kalpte Allah’tan başka hiçbir şeye bağlılık kalmamasına çok çalışmak lâzımdır.”
“Dünyâya düşkün olmayanlarla, âhiret adamlarıyla oturmak, berâber bulunmak çok tesirli ve faydalıdır. Önce tesiri anlaşılmasa da, doğan bir çocuğun her gün yavaş yavaş büyüdüğü gibi, insan yavaş yavaş dünyâya düşkün olmaktan kurtulur.”
Eserleri:
1. Mesmûât-ı Mevlânâ Kâdı Muhammed Zâhid: Bu eserinde hocası Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin sohbetlerinde dinlediklerini toplamıştır. Farsça olan eser 155 varak (yaprak) olup Süleymâniye Kütüphânesinde vardır.
2. Silsilet-ül-Ârifîn: Bu da hocasının sözlerini ihtivâ eder. Aynı kütüphânedeEs’ad Efendi kısmı, 1715 numarada kayıtlıdır.
KÂDI SEMERKANDÎ;
on altıncı yüzyılda Semerkand’daki Meraga Rasathânesinde yetişen büyük fen âlimi. İsmi, Muhammed bin Fâdıl bin Ali bin Muhammed el-Miskînî’dir. Kâdı Semerkandî adıyla meşhur oldu. Doğum ve vefât târihi bilinmemekte ve hayâtı hakkında kaynaklarda fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Kâdı Semerkandî, Uluğ Beyin yanında yetişmiştir. Bâbürlü Sultânı Hümâyûn Şahın (1530-1556) ilim meclislerinde bulunurdu. Cevâhir-i Ulûm-i Hümâyûnî ismiyle yazdığı ansiklopedik eserini Hümâyûn Şâha ithâf etti.
Kâdı Semerkandî eserinde, Müslüman ilim adamlarından yaptığı nakilleri yüz yirmi bölüm altında toplamıştır. Her bölüm, detaylı bir eser olabilecek şekilde uzun hazırlanmıştır. Fahreddîn Râzî’nin metodunu tâkib etmiştir. Giriş bölümünde ilim ve ilim adamının kıymetini bildirmektedir. Daha sonra üç ana bölüm gelmektedir. Her ana bölümün alt bölümleri vardır. Her alt bölümde sayıları 12 ilâ 33 arasında değişen bâblar mevcuttur. Eserin 25 bölümü, tabiat ilimlerine ayrılmıştır. Bunların başında fizik gelmekte, madde, uzay, hareket, denge ve çekim gibi ana bilgiler verilmektedir. Maddenin sonsuz olarak küçük parçalara ayrılabileceği görüşü ve buna karşı olan görüşler ayrıntılı olarak verilmektedir. Gezegenlerin yörüngelerinin dâirevî olduğu bildirilmekte ve yeryüzünün gezegenler sistemindeki özel yerine işâret edilmektedir. Hayvanlar iki bölümde incelenmiştir. En fazla bahsedilen hayvan, at ve doğandır. Hayvanların çoğalmaları, alışkanlıkları, özellikleri ve genel hastalıkları için tedâvi şekilleri verilmiştir. Yaklaşık otuz tür hayvandan ve özelliklerinden bahsedilmiştir.
Eserde astronomiye altı bölüm ayrılmıştır. Kâdı Semerkandî, El-Me’mun’dan Uluğ Beye kadar yapılan astronomi araştırmalarını tedkik edip, bunları zekî talebeler için bu bölümlerde özetlemiştir. Astronomi âleti usturlabdan söz edilerek, nasıl kullanılacağı bildirilmiştir. Daha sonra coğrafya için iki bölüm ayrılmıştır. Burada dünyânın büyüklüğü, çevresi, mevsimlerin uzunlukları tartışılmaktadır. Coğrafyanın diğer önemli bir bölümü ise yolcular için çeşitli yol rehberlerinin hazırlanmasıdır. Kâdı, bu tür bilgileri sanki kendisi oralarda bulunmuş gibi canlı vermiştir.
Kimyâ ile ilgili bölümde yirmiden fazla fasıl mevcuttur. Burada toprak, bitki ve hayvanla ilgili bütün organik ve inorganik bileşikler konu edilmiştir. Bu arada pekçok kimyevî âletin târifi yapılmıştır. Bu âletlerin büyük bir kısmı günümüzde kullanılmaktadır.
1258 senesinde Bağdat’ın Moğollar tarafından istilâsı, İslâm medeniyetinde bir dönüm noktası olmuş büsbütün gerileme görülmüştür. Kâdı Semerkandî’nin 1539’da yazdığı bu eseri, gerileme döneminden sonra ortaya çıkması ve yeniden parlamaya başlayan İslâm medeniyetinin habercisi olması bakımından mühimdir.
KÂDI ŞÜREYH;
Tabiînin büyüklerinden. Künyesi Ebû Ümeyye’dir. 698 (H. 79)de 120 yaşının üzerindeyken vefât ettiği rivâyet edilir. Babası Kinde Kabîlesinden Hânî isimli bir zâttı. Hânî, kabîlesi nâmına elçi olarak Medîne’ye gelmişti. Resûlullah’ı görünce Müslüman oldu. Resûlullah ona Ebû Şüreyh künyesini verdi. Ona ve oğlu Şüreyh’e duâ etti. Kâdı Şüreyh’in Eshâb-ı kirâmdan olduğuna dâir rivâyetler varsa da doğrusu Tâbiînden olduğudur.
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin seçkin Eshâbından ilim öğrendi. Hadis ve fıkıh ilminde büyük âlim oldu. Hazret-i Ömer, hazret-i Ali ve İbn-i Mes’ûd’dan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Şa’bî, Nehâî, Abdülazîz bin Refî, Muhammed bin Sîrîn ve başkalarına da kendisi hadîs-i şerîf öğretip rivâyet izni verdi. Hazret-i Ömer tarafından Kûfe’ye kâdı (hâkim) tâyin edildi. Basra’da bir sene kadar kâdılık yaptı. Hazret-i Osman, hazret-i Ali, hazret-i Muâviye ve sonrakiler tarafından da Kûfe kâdılığında bırakıldı. Aralıksız altmış seneden fazla kâdılık yaptığı bildirilir.